Menüler

Makale

22.06.2015


Anlayış & Empati

Hoşgörülü ve Anlayışlı Çocuklar Yetiştirmek

 

            Günümüzde sevgi, saygı ve hoşgörü içinde yaşamak ve bu değerleri yaşatmak için çaba harcayan bireyler giderek azalıyor. Kişilerarası ilişkilerimiz gün geçtikçe rekabetin, hırsların şekillendirdiği bir hal alıyor ve giderek yalnızlaşıyoruz. Çocuklarımıza, yaşlılarımıza, birbirimize ve hatta kendimize yönelik hoşgörümüz giderek azalıyor. Sevgi, saygı ve anlayış gibi değerlere bu kadar gereksinim duyduğumuz bu dünyada, yaşamımızdaki kişilere yalnızca sıcak bir gülümsemenin ya da içtenlikle dokunan bir elin, birçok kuvvet timsalinden daha güçlü bir etkisi olduğunu unutmamalıyız.

            Kişilerarası ilişkilerimizi geliştirip, güçlendirmeye yarayan en önemli becerilerden birisi empatidir. “Kendine yapılmasını istemediğin şeyi, başkalarına yapma” öğüdünün altında empati ve anlayış yatmaktadır.

            Empati, bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecidir. Başarılı bir empati kurmanın ilk aşaması, karşıdaki kişinin davranışlarını değerlendirmekten kaçınmaktır. İkinci aşamada karşıdaki kişinin düşünce ve duygularını öğrenmek gelir. Üçüncü aşama, karşıdaki kişinin duygularını anlamaya çalışmaktır. Son aşamada, empati kurulan kişiye, duygularının ve bakış açısının anlaşıldığı yolunda bir geribildirim verilmelidir.

            Empati, başkalarının görüşlerini körü körüne kabul etmek gerekliliğini kesinlikle içermez. Herkesin, bir diğerininkine uymayan, kendi özelliklerine, geçmişine ve deneyimlerine bağlı olan görüşleri ve bakış açıları olduğunu kabul etmedikçe empati gerçekleştirilemez. Gerçek anlayış, ancak kendi dışımıza çıkabildiğimiz ve nesnelerin, olayların diğer insanlar tarafından nasıl görüldüğünü anlamaya çalıştığımız zaman gerçekleşir.

            Çocuklarımıza empati yeteneğini kazandırmanın geleceğimiz adına katkısı büyüktür. Empati yeteneği gelişmiş çocuklar, her gelişim döneminde daha uyumlu, hoşgörülü olup, sağlıklı kişilerarası ilişkiler kurabilirler. Empati becerisi, her kişinin birey olarak bir diğerinden farklı olduğunu, farklı ihtiyaçları, korkuları, tercihleri, istekleri olduğunu anlamayı sağlar. Böylece herkesin bireyselliğine saygı duyma anlayışı gelişir.

            Empatinin temelinde, kişinin kendi duygularının farkında olması vardır. Kendi duygularının farkında olmayan bir kişinin, başkalarının yaşantılarını ve duygularını anlaması beklenemez. Diğerlerinin duygularının farkında olmak, yalnızca onların yaşadıkları duyguyu bilebilmek değildir; bu duyguyu destekleyen sözlü, sözsüz davranışların da farkında olmaktır.

            Kişilerarası ilişkilerin giderek zayıfladığı, benmerkezci bir toplum olma yönündeki olumsuz gidişatı durdurmak bizlerin sorumluluğudur. Çocuklarımıza huzur, güvenlik, barış ortamı oluşturmak, onların da yetişkinlik dönemlerinde bu ortamların devamlılığını sağlaması için,  hoşgörü, merhamet, diğer insanların durumlarına karşı duyarlı olma, insanlara ve doğaya karşı sevgi ve saygı besleme, yardımseverlik, anlayış gibi değerleri korumalıyız.

  Çocuklarımızda empati becerilerini geliştirebilmek için neler yapabiliriz? 

  • Çocuklarımızın becerilerini geliştirmeye çalışırken, bizlerin davranışları, olaylar karşısında sergilediğimiz tutumlar çok önemlidir. Dolayısıyla öncelikle kendi davranışlarımızı gözden geçirip, öğütlerimizle, davranışlarımızın tutarlı olup olmadığını kontrol etmeliyiz. Örneğin, çocuğuna, kardeşine karşı daha saygılı olmasını öğütleyen bir baba, diğer çocuğuna karşı hükmeden veya hor gören tavırlar sergiliyorsa, çocuklarında saygılı olma davranışını geliştiremeyecektir.
  • Çocuklarda empati becerisini geliştirmek için üzerinde önemle durulması gereken konulardan biri, kendi duygularının farkında olma, kendi duygu ve düşüncelerini doğru algılayabilme konusunda destek vermektir. Bu gelişim, diğer insanların da duygularını anlayarak onlardan gelen duygusal mesajları değerlendirmede yardımcı olacaktır.
  • Çocuklara sözsüz mesajlara dikkat etmeyi, bunları anlamlandırmayı öğretmek için,  televizyonda, hikâyelerde, gazetelerde, günlük yaşamda görülen karakterlerin yüz ifadelerini, ses tonlarını, beden duruşlarını, bakışlarını birlikte yorumlamak, hangi duyguyu yansıttıklarını onlarla tartışmak etkili olacaktır.
  • Çocuklarınızla, kendilerine yardım edildiğinde,  anlayışla karşılandıklarında, iyilik yapıldığında neler düşündükleri ve hissettikleri konusunda sohbet edebilirsiniz.
  • Evde ya da dışarıda çeşitli ortamlarda yaşadığınız, şahit olduğunuz olayları, durumları birlikte değerlendirin. Arkadaşı tarafından zarar gören bir çocuğun, toplu taşıma araçlarında elinde birçok eşya olduğu, yaşlı ya da rahatsız olduğu halde ayakta kalan kimselerin, özel günlerde ziyaret edilip hatırı sorulan kimsesiz bir yaşlının, hiç oyuncağı olmayan ve kendisine küçük bir oyuncak hediye edilen bir çocuğun neler düşünebileceği, neler hissedebileceği ile ilgili konuşabilirsiniz.
  • Hasta, yaşlı ve yardıma/bakıma muhtaç tanıdıkları, huzurevlerini, hastanelerde kronik rahatsızlığı olan çocukların kaldığı bölümleri, çocuk esirgeme kurumlarını ziyaret etmek çocukların, sosyal duyarlılık kazanmalarına, ihtiyaç içindeki insanları anlamalarına, onlara destek olmalarına yardımcı olacaktır.
  • Çizgi film izledikten sonra gördükleriniz, hikaye okuduktan sonra, anlattıklarınız hakkında sohbet edin. “Sen ...........in yerinde olsaydın neler hissederdin?, Neler düşünürdün?, Nasıl davranırdın?, Sence ........... ne hissetmiş olabilir?, Sence şimdi ne düşünüyor olabilir?” gibi sorular sorun.
  • Tehlikede olan türlerle ilgili belgesel programları birlikte izleyip, bu türlerin yararları, onlara zarar veren insanların duyarsızlığı, çevrenin korunması adına kendi adına yapabilecekleri konusunda sohbet edin. Örneğin, Buz Devri II filminde türünün son örneği olduğunu düşünmeye başlayan mamutun neler hissetmiş olabileceğini konuşmak iyi bir fırsat olabilir. Çünkü günümüzde “güzel bir dünyada yaşamak” için yalnızca kendi türümüzün değil tüm canlı türlerinin yaşadıklarına karşı duyarlı ve anlayışlı olmak bir gerekliliktir.

Uzman Psikolog Nesrin ATAMAN

                                                                                                                     

KaynakYavuz, K. E. 0-12 Yaş Dönemi Çocuklarda Duygusal Zeka Gelişimi. Ceceli Yayınları. (2005)