Menüler

MAKALE

13.11.2015
Çocuğumuzla etkili iletişim kurarken dikkat etmemiz gereken hususlar.

ETKİLİ İLETİŞİM

Sağlıklı iletişim, çocuğun ruh sağlığı için çok önemlidir. Çocukla kurulan etkili iletişim, onun kendine güveni ve çevresine saygısının gelişimi için en önemli kaynaklardan biridir. Çocuğun iletişim becerileri geliştirmesinde anne ve babanın rolü büyüktür. Anne ve babalar, çocuklarına da konuşma ve kendini ifade etme şansı sağlayarak önce kendini “birey” olarak algılamasına ve özgüvenini kazanmasına olanak tanımalıdır. Anne babaların çocuklarının sağlıklı iletişim kurmaları için iletişim bilgi ve becerilerine sahip olmaları, çocuklarını kabul edici bir tutum sergilemeleri, onları dikkatle dinlemeleri gerekmektedir.

Kabul Etme

Kişilerarası iletişimde temel ilke, kabul etmektir. Kişileri oldukları gibi kendi özellikleri ile kabul etmek, yargılamadan, eleştirmeden dinlemek önemlidir. Kabul, karşıdaki kişiye değer verildiğinin bir göstergesidir. Kabul dili kullanıldığında bireyin kendi problemini ve bu problem karşısında hissettiği duyguları açıkça dile getirmesi ve problemle yüzleşerek onun üstesinden gelmesi sağlanır. Bazı anne ve babalar, durumu tam olarak değerlendirmeden çocuklarına “Hayır” derler: “Hayır, onu elleme!” gibi. Bunun yerine “Aldığın şey düşüp kırılırsa canın yanar” denilebilir. Kabul dili kullanıldığında çocuk, etkili iletişimin önemli bir parçasını oluşturan yapıcı konuşmayı öğrenir. Böyle bir iletişim; çocuğa kendini iyi hissettirir, duygularını ifade etmesini sağlar, benlik saygısını güçlendirir.

Örnek konuşma:

Çocuk yemeğini yememekte ısrar etmektedir.

Anne: Yemeğini neden yemiyorsun?

Çocuk: Yemek istemiyorum.

Anne: Canın yemek istemiyor.

Çocuk: Evet yemeyeceğim çünkü kızgınım.

Anne: Bir şeye kızdın.

Çocuk: Evet çünkü bugün bana bağırdın.

Anne: Bugün aramızda geçenler seni üzmüş.

Çocuk: Evet çok üzüldüm bana bağırmana. O yüzden canım yemek istemiyor.

İLETİŞİMDE KARŞILAŞILAN ENGELLER

Anne babalar, çocukları kendilerine bir sorunla geldiklerinde genellikle müdahale ederek soruna doğrudan çözüm yolları getirirler. Anne babanın kullandıkları bu müdahaleler, iletişimin 12 engeli olarak karşımıza çıkmaktadır.

  1. Emir Vermek, Yönlendirmek: “Yemeğini ye, koşma, uyu” gibi nedeni açıklanmayan emirler, iletişimi keser. Çocukta korku, direnç yaratabilir ve tersine davranmaya, isyankâr davranışa yol açabilir.
  2. Uyarmak, Gözdağı Vermek: “Eğer ağlamaya devam edersen pişman olursun!” şeklinde bir gözdağı, çocukta kırgınlık yaratmaya, korku ve boyun eğmeye, isyankârlığa ve davranışı denemeye yol açabilir.
  3. Ahlak Dersi Vermek: ”Yapmalıydın, gitmeliydin, almalıydın”  şeklinde cümleler kullanılması çocukta zorunluluk ve suçluluk duyguları yaratabilir. Çocuğun durumunu savunmasına ve anne babaya karşı koymasına yol açabilir.
  4. Yargılamak, Eleştirmek, Suçlamak: ”Sen çok yaramazsın”, “Kötü çocuk oldun” gibi ifadeler çocuğun kendini yetersiz, değersiz ve işe yaramaz hissetmeye başlamasına yol açabilir. Bu tür cümleler kullanmak çocuğun benlik saygısını zedeleyebilir.
  5. Ad Takmak, Alay Etmek, Utandırmak: “Yine tuvaletini bezine yaptın değil mi?”, Sen bebek olmuşsun!” gibi sözler çocuğun benlik değerinin zedelenmesine yol açar ve iletişimin kesilmesine neden olur.
  6. Öğüt Verme, Çözüm Getirme, Fikir Verme:” Ben olsam bu şekilde davranmazdım.” “Neden odanı toplamıyorsun? Gibi ifadeler çocuğun kendi başına çözümler üretmesini engeller, bağımlılık veya direnme yaratabilir.
  7. İncelemek, Araştırmak, Soruşturmak: Çocuğa sürekli olarak “Neden…?” “Kim…?” gibi soruların sorulması çocuğun hayır demesine, çocuğun korku, kaygı ve kendisine güvenilmediğini hissetmesine, gerçek sorununu gözden kaçırmasına neden olabilir.
  8. Mantık Yoluyla İnandırmak, Tartışmak: ”İşte bu nedenle hatalısın”, “Evet ama…” gibi ifadeler çocuğun iletişi kesmesine, karşı koymasına, çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine yol açabilir.
  9. Yorumlamak, Analiz etmek, Teşhis Koymak: “Senin derdin nedir biliyor musun?” ve “Aslında sen şunu demek istiyorsun?” gibi ifadeler tehdit edici olarak algılanabilir. Çocuk kendini korumasız olarak hisseder ve endişesinden dolayı iletişimi kesebilir.

10.  Güven Vermek, Desteklemek, Duygularını Paylaşmak: “Aldırma düzelir” “Zamanla iyi hissedersin” gibi ifadeler çocuğun yetişkin tarafından anlaşılamadığı ya da kendini kötü hissetmesinin uygun olmayacağı mesajını verebilir.

11.  Övme, Aynı Düşüncede Olmak: “Çok haklısın” ve “Senin gibi düşünüyorum” gibi ifadeler çocuğa içtenlikten uzak olarak gelebilir ve ailenin beklentilerinin yüksek olduğu anlamına gelebilir.

12.  Konuyu Değiştirmek, İşi Alaya Vurmak, Şakacı Davranmak, Oyalamak: “Aman boş ver” “Hadi gel televizyon seyredelim” gibi ifadeler çocuğa, sorunlarının önemsiz olduğu ve savaşmak yerine vazgeçme mesajı verebilir. Çocuk, sorunlarını ifade etmekten kaçabilir.

Ben İletileri

            Anne ve babaların çocukları ile sağlıklı iletişim kurabilmeleri için sen dili yerine ben dilini kullanmaları gereklidir. Sen dili, karşımızdaki kişiye kızgınlığın nedenini açıklamayan mesajlar iletir ve suçlama içerdiği için karşıdaki kişiyi savunmaya yöneltir. Sen iletileri, iletişimi engeller ve genellikle kızgınlık ifadeleri için kullanılır. Anne ve babalar, onaylanmayan davranışlar karşısında çocuğa zaman zaman, öznesi “Sen” olan “Yapma”, “Böyle davranırsan”, “Neden böyle yaptın?”, “Bıktım senden”, “Beni kızdırıyorsun”, “Ne laf anlamaz çocuksun” gibi iletiler gönderirler. Sen dili ile yapılan küçük düşürücü ifadeler, çocuk tarafından sevilmediği ve kabul edilmediği şeklinde algılanır.

            Sen dili, iletişimi zorlaştırırken ben dili ile konuşmak iletişimi kolaylaştırır. Ben dili, bireyin karşılaştığı davranış ve durum karşısında kendi duygu ve düşüncelerini açıklayan ifade şeklidir. Ben mesajlarında kişi, karşıdaki kişi hakkında yaptığı değerlendirmelere paylaşmak üzere sorumluluk yüklenir.

Ben iletilerine örnek cümleler:

ONAYLANMAYAN DAVRANIŞI AÇIKLAMA

DAVRANIŞIN YOL AÇTIĞI ETKİ

BU DARANIŞIN YARATTIĞI DUYGU

Dışarıda elini bırakıp koşmaya başladığında

aniden bir anda araba çıkıp sana zarar gelecek diye

korkuyorum.

Yemeğini bitirmediğin zaman

sağlığın bozulacak diye

üzülüyorum.

Zamanında uyumak için odana gitmediğinde

uykunu alamayacağın için

huzursuz oluyorum.

Dışarıya çıktığımızda bir şey isteyip ağladığın zaman

başkalarına mahcup olduğum için

kızıyorum.

Evde yüksek sesle bağırdığın zaman

okuduğumu anlamadığım için

öfkeleniyorum.

MEB, EBADER Eğitimci Kitabı, Ankara 2013