Menüler

MAKALE

25.09.2019
Oyun, çocuğun en önemli ve en ciddi uğraşıdır.

OYUNUN YAŞAMSAL ÖNEMİNE DAİR


  • İnsanoğlu doğuştan “homo ludens” yani, oynayan insandır.
  • Oyun yalnızca içgüdüsel ya da sezgisel değil, anlamı ve toplumsal işlevi olan bir etkinliktir.
  • Çocuk dış dünyaya uyum sağlamak, dünyayı ve kendini keşfetmek için oyun kullanır.
  • Yetişkinler iletişimi sözel aktarımlarla, çocukların iletişimi ise oyun yoluyla olur.
  • Oyun çocuğun en doğal ilişki biçimidir. Çocuk için yer zaman tanımaksızın gerçekleştirilebilecek bir eylemdir.
  •  Oyun, çocuğun kendini ifade edebildiği, yeteneklerini fark ettiği, yaratıcı potansiyelini kullanabildiği, dil, zihin, sosyal, duygusal ve motor becerilerini geliştirebildiği önemli bir fırsattır.
  • Oyun, çocuğun yeni beceriler kazandığı ve kazanılan olumlu özelliklerini pekiştirdiği, en önemli, etkin öğrenme ortamı ve sürecidir.
  • Oyun çocuğun dilidir. Oyuncakları kullanırken çocuk, kendisi, yaşamındaki kişiler ve yaşam olaylarına ilişkin algı ve duygularını dile getirir. Oyun çocuğun iç dünyasının dışavurumudur.
  • Oyun yoluyla gerginliklerinin üstesinden gelir, kendini yaşama hazırlar. Gerçek dünyada baş edilmesi güç olan durumlar, oyun ortamında simgeler yoluyla baş edilebilir hale gelir.  Çocuk oyunda üzüntülerini, kaygılarını, korkularını dile getirir.
  • Somut deneyimler ile soyut düşünme arasında bir köprüdür. Çocuk oyun aracılığı ile dış dünyadan bilgi alır, bu bilgiyi özümler ve organize eder. Böylece kendi yaşantısına egemen olur ve kendini daha güvende hisseder.
  • Çocuğun özgürlüğüdür.
  • Çocuğun oyun oynama hakkı ilk kez 1959’da Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi’nde 4. İlke olarak yer almıştır. Tüm çocukların oyun gereksinimi resmi olarak kabul edilmiştir.

Yukarıdaki ifadelerden alınması gereken en önemli mesaj ise şudur: Oyun, çocuğun en önemli ve en ciddi uğraşıdır.

Sosyal Gelişime Göre Oyun Evreleri

1)      Tek Başına Oyun (0-2 yaş): Bu dönemde çocuk, çevresindeki çocukların oyunlarından etkilenmeden, diğer kişilerle sosyal etkileşimi ve oyuncak paylaşımı olmaksızın, oyuncaklarıyla tek başına oynar. Bu dönem genellikle üç yaşına kadar sürer. Bu yaştan sonra, çocuk yalnız oynarken bir arkadaşı yanına gelecek olursa, doğal olarak ilgisi dağılır ve arkadaşını oyununa ilgi duyar, onu izler, onun oyununa katılmak ya da oyununa almak isteyebilir. Onunla iletişim kurar, oyuncaklarını paylaşabilir. Tek başına oyun döneminin en belirgin özelliği, çocuğun çevresindeki hiçbir şeyden etkilenmeden kendi oyununa devam etmesidir.

2)      Paralel Oyun (2,5-3 Yaş): Çocuk, diğer çocuklarla aynı ortamda, fakat diğerlerinden bağımsız olarak oyunu sürdürür. Kullanılan oyun aracı ve oynanan oyunlar çocukların aynı ortamda olmasını gerektirebilir. Seçilen oyun ve oyuncaklar birbirine benzeyebilir fakat paralel oyun döneminde olan çocuklar birbirinden ve çevrelerinden etkilenmeden, yine oyunlarına bağımsız olarak devam ederler. Ancak bir oyuncağı istemek, düşüncelerini söylemek gibi az iletişim gerektiren durumlar için birbirleriyle etkileşim içinde olurlar. Paralel oyun dönemi genellikle iki- dört yaşlar arası olarak belirlense de çocuktan çocuğa ya da oyun tipine göre bu yaş sınırı değişebilir.

3)      Birlikte Oyun (Kooperatif Oyun): Çocuk, bu oyun aşamasına geldiğinde çevresine de ilgisi artmıştır. Oyunda iki ya da üç çocuk aynı oyun malzemesini kullanır, aynı oyunda yer alır fakat her biri yine kendi oyununa devam eder.

4)       İşbirlikçi Oyun: Bu evrede çocukların oyun içinde birbirlerine ihtiyaçları vardır. Oyun ancak birlikte paylaşıldığında, işbirliği olduğunda amacına ulaşır. Oyunun ortak bir amacı vardır, bu amaca uygun olarak çeşitli roller paylaşılır ve oyun ortaklaşa yürütülür. Çocuklar arasında gerçek bir sosyal iletişim vardır. Ayrıca oyun materyalleri de oyunun amacına uygun olarak paylaşılır. Kooperatif oyunun en belirgin özelliği; çocukların hareketlerinde ve düşüncelerinde tek kişi olmadıklarını kabul etmeleri ve bu gerçeğe bağlı kalarak oyuncaklarını, duygularını, düşüncelerini, rollerini paylaşmalarıdır.

Sosyal İçeriğine Göre Oyun Tanımları

İşlevsel Oyun: Çocukların bir materyal ile ya da materyalsiz yaptığı, basit tekrar eden kas hareketlerinden meydana geldiğini ve bebeklikten başlayarak sıra ile ortaya çıktığını etkinlik türlerinden işlevsel oyunun en düşük bilişsel seviye gerektiren bir etkinlik olduğunu belirtmiştir.

Yapı-İnşa Oyunu: çocukların oyun sırasında materyalleri bir şey inşa etmek ya da yaratmak için kullanması ile oynanan oyunları içermektedir. Bu oyun türü 18 aylıkken başlar ve yaşla beraber daha karmaşık bir oyun türüne dönüşür.

Dramatik Oyun: çocukların oyunlarında oluşturdukları hayali durumları içerir. Dramatik oyun sürecinde çocuklar oyundaki rolleri paylaştıklarında ve işbirliği içinde karşılıklı iletişim içinde oynadıklarında dramatik oyun biterek sosyodramatik oyuna geçiş yaparlar.

Kurallı Oyunlar: Çocuklar önceden belirlenmiş oyun kurallarını yerine getirmek ve uyum sağlamak zorundadırlar. Kurallı oyunlarda çocukların takım arkadaşları ile olan ilişkileri daha karmaşık ve ayrıntılı bir haldedir.

 Öne sürülen oyun tanımları, yaklaşımları ve modellerinin birçoğu gelişimsel bir sıralamaya dayansa da aslında çocukların oyunları sıralı bir gelişim gösterdiği kadar aynı zamanda sarmal bir yapı da göstermektedir. Çocukların oyunları gözlendiğinde 5-6 yaşlarındaki bir çocuğun serbest oyun süresi içinde zaman zaman paralel oyunu tercih ettiğini, oyun alanında amaçsızca dolaştığını, tek başına oyunla meşgul olduğunu gözlemlemek mümkün olabilir. Oyunun bu sarmal döngüsü, çocuğun sahip olduğu sosyal, bilişsel ve duygusal özellikleri ve oyunun asıl amacına bağlı olarak değişebilir.

Sosyal Olmayan Oyun: Bazı çocuklar mizaç özellikleri açısından utangaç, endişeli, sosyal yeterliliği gelişmemiş olduğundan oyuna katılmak yerine izleyici olmayı tercih eder. Bazıları ise olgunlaşmamış, dürtüsel ya da saldırgan davranışları nedeniyle diğer çocuklar tarafından dışlandıkları için tek başına aktif oyun davranışı sergileyebilir. Bazıları ise sosyal etkileşime olan ilgilerinin azlığından ötürü tek başına oyun oynayabilir. Sürekli şekilde sosyal olmayan oyun oynayan çocukların takip edilmesi ve değerlendirilmesi önemlidir.

Değerlendirme:

            Günümüzde hızlı ve rekabetçi yaşam tarzı, ebeveynlerin çocukları için de, organize olmuş ve önceden belirlenmiş etkinliklerle zaman geçirmelerini beklemelerine neden olmaktadır. Bu sonuç ev ve okul etkinliklerine de yansımakta, çocukların kendiliğinden oyunlarının yerini yapılandırılmış etkinliklerin almasına neden olmaktadır. Şehirlerde açık alanların yapılaşması nedeni ile oyun alanları neredeyse yok olmuştur. Artık çocukların ağaçlık alanlarda doğayı keşfetme, doğal ürünlerden kendi oyuncaklarını tasarlayıp üretme, kendilerine özel oyun yerleri bulabilme özgürlükleri kalmamıştır. Büyük şehirlerde trafik yoğunluğundan, çocukların evlerinin önünde arkadaşlarıyla oynadıkları “–mış gibi oyunları”, top oyunları ve saklambaç gibi oyunlar geçmişte kalmıştır. Ayrıca birçok günlük görevler nedeniyle çocukların serbest zamanları da en aza inmiştir.

            Diğer taraftan televizyon ve dijital oyunlar çocukların yaşamlarını ele geçirmiştir. Görsel medya tam bir tsunami gibi çocukların yaşamına hücum etmiş, serbest oyunların azalmasına neden olmuştur.

            Çocuklarımıza sınırsız sayıda oyuncak almak, onları alış veriş merkezlerindeki oyun alalarına götürmek, dijital oyunlara boğmak yerine; kendi oyuncaklarını üretebilecekleri atık veya doğal malzemeler (karton kutular, artık ipler, kumaşlar, kapaklar, kuru dallar, kozalaklar, su, kum…)  ve uygun ortamlar sağlamak,

            Her anlarını dolduracak bir yapılandırılmış etkinlik bulmaya çalışmak yerine onlarla “-mış gibi” oyunları oynamak,

            Aile, eş-dost ziyaretlerinde bir araya gelen çocukların ellerine telefon, tablet gibi dijital malzemeler verip susturmak yerine, gerçekten oyun oynayabilecekleri bir ortam sağlamak, iyi birer ebeveyn olmak için yapılması gerekenler listemizin başlarında olmalıdır.

Nesrin ATAMAN

Uzman Psikolog

Yararlanılan kaynaklar:

Gökler, B., Oyun Terapi Ders Notları, 2013.

Aslan, Ö.M., Anaokuluna Devam Eden Çocukların Oyun Davranışları ve Oyunlarında Ortaya Çıkan Zorbalık Davranışlarının İncelenmesi, 2013.

Koşucu, E., Çocukta Oyun Gelişimi. Ders Notları, 2016.